- Mülayim Bey, doğru söyleyin, gençliğinizde Fatih’in ölümü
ile ilgili tartışmalara nasıl bir tavırla yaklaştınız. Sanırım muhafazakar kesim çok sıkı tartışmış bu
konuyu öldürüldü mü öldürülmedi mi, kim öldürdü, nasıl öldürdü vs.
- Her şeyden önce güzel tartışmadı. Yani Fatih gibi
birisini tartışmak güzeldi, evvelâ. Zira çağ kapayıp, çağ açmış birisi. Şimdilerde
biraz daha entelektüel kimliği üzerinde duruluyor fakat bizim zamanımızda ‘haza
cengaver’di.
- 21 yaşında İstanbul’u almış.
- Evet evet. Akşamları toplanırdık, tartışırdık. Bazen
Papa’nın yaptığına bazen de oğlu Bayezıd’ın dahli olduğuna kanaat getirirdik.
Bitmeyecek bir tartışma…
- Öyle demeyin, bitirmek isteyenler de olmuş.
- Evet. Bir rahmetli ağabeyimiz, bir grubun kabrini
açmaya yeltendiğini sonra korkarak vazgeçtiklerini anlatırdı. Bu daha sonra bir
romanda da işlenmiş galiba.
- Evet hatırlar gibiyim. Fakat ben size başka bir hikaye
anlatayım bu işle ilgili, müsaade ederseniz.
- Hay hay..
- Bayezıd’ın kardeşi Cem’in karşısında biraz çaresiz
kaldığı söylenir. Zira Cem babasına çok benzemektedir yani bugünlerin ifadesi
ile donanımlıdır. Hatta Cem, devlet ricalinin de desteğini almıştır. Şu meşhur Karamanlı Mehmet Paşa’nın. Bunun üzerine Bayezıd bir
şeyler düşünür.
- Heh işte zehirliyorlar Fatih’i..
- Yok yok öyle değil. Bayezıd, dönemin meşhur şeyhlerinden
Çelebi Halife’ye tazarruda bulunur yani yalvarır.
- Ne için yalvarıyor?
- Kendisinin Padişah olması için günümüzün ifadesiyle
kulis yapmasını istiyor. Ama bu kulis biraz farklı.
- Nasıl farklı?
- Bu maneviyat âleminde bir kulis.
- Nasıl yani?
- Yani manevi âlemden destek almak istiyor.
- Eeee
- Şeyh önce olmaz diyor fakat ısrar artınca kabul ediyor.
Maneviyat âleminde Karamanlı velilere soruyor. Onlar da pek Bayezıd’a meyl etmiyorlar.
- Dur bir dakka !
- Yahu bu Bayezıd, veli diye anılmıyor mu ? Neden ona
meyl etmiyorlar.
- Sanırım biraz bu iş Karamanlı Mehmed Paşa’nın Cem’i
desteklemesi ile alakalı. Neyse. Manevi âlemde bir mücadele oluyor fakat
mücadelenin ilk safhasını kaybeden Çelebi Halife oluyor, hatta kızını da bu
sebeple kaybediyor.
- Kızını mı ? Ölüyor mu kızı ?
- Evet
- Eeee.. Bayezıd ısrara devam ediyor Şeyh’e. O da bu sefer
Karaman Evliyaları’na veziri kasdederek,
onun vakıflara el koyduğunu söylüyor. Karaman evliyası bu sefer Bayezıd’ı
destekliyor. Buna yalnız İbnü’l- Vefa itiraz etmiş ve o Vezir’i korumak için
etrafına bir daire çizmiş.
- Daire mi çizmiş? Çok tuhaf yahu. Eeee…
- Bu durum büyük bir kıskançlık ortaya çıkarmış.
- Evliyaların Beyazıd’ın yanına geçmesi mi ?
- Evet, öyle bir kıskançlık ki adı Mehmed olan herkese
sirayet etmiş. O dönem Amasya’da yaşayan birisi adı Mehmet olan 40 çocuğun da
başına bir musibetin geldiğini rivayet ediyor.
- Dur bir dakika. Mehmed vezirin adı ama aynı zamanda
Padişah’ın da.
- Mülayim Bey, anlamaya başladınız.
- Padişah’ın başına gelenleri de buna bağlıyorlar di mi
?
- Evet öyle. Bu musibetler arasında adı Mehmed olan Fatih
de vefat ediyor. Bayezıd yola çıkarken Vezir Mehmed Paşa’nın da öldürüldüğü
haberini alıyor.
- Dur bir dakika. Daire n’oldu ? İbnü’l-Vefa bir daire
çizmişti.
- O daire bir
muska imiş. Padişah’ın ölümü üzerine Vezir terlemiş, o muska da ıslanmış,
dolayısıyla bir kısmı silinmiş, o da muskayı yeniden yazması için İbnü’l-Vefa’ya
yollamış, muskasız kalınca da öldürülmüş.
- Hamdi, bu hikayeyi hiç sevmedim. Bizim hikayeler çok
daha gerçekçi. Yahudi hekim öldürdü, Bayezıd zehirledi felan. Bu hikaye ise bambaşka
bir âlemden.
- Öyle tabii de bu hikayeler hakikat olmasa da hakikat
hakkında bazı bilgiler verebilir.
- Nasıl yani?
- İyi bir tarihçinin elinde bu hikayeler güçlü deliller
haline gelebilir diyorum.
- Hiç sanmam Hamdi!