18 Mayıs 2020 Pazartesi

Bayezıd'ın tazarruu


-  Mülayim Bey, doğru söyleyin, gençliğinizde Fatih’in ölümü ile ilgili tartışmalara nasıl bir tavırla yaklaştınız.  Sanırım muhafazakar kesim çok sıkı tartışmış bu konuyu öldürüldü mü öldürülmedi mi, kim öldürdü, nasıl öldürdü vs.
- Her şeyden önce güzel tartışmadı. Yani Fatih gibi birisini tartışmak güzeldi, evvelâ. Zira çağ kapayıp, çağ açmış birisi. Şimdilerde biraz daha entelektüel kimliği üzerinde duruluyor fakat bizim zamanımızda ‘haza cengaver’di.
-  21 yaşında İstanbul’u almış.
-  Evet evet. Akşamları toplanırdık, tartışırdık. Bazen Papa’nın yaptığına bazen de oğlu Bayezıd’ın dahli olduğuna kanaat getirirdik. Bitmeyecek bir tartışma…
-  Öyle demeyin, bitirmek isteyenler de olmuş.
-  Evet. Bir rahmetli ağabeyimiz, bir grubun kabrini açmaya yeltendiğini sonra korkarak vazgeçtiklerini anlatırdı. Bu daha sonra bir romanda da işlenmiş galiba.
-  Evet hatırlar gibiyim. Fakat ben size başka bir hikaye anlatayım bu işle ilgili, müsaade ederseniz.
-   Hay hay..
-  Bayezıd’ın kardeşi Cem’in karşısında biraz çaresiz kaldığı söylenir. Zira Cem babasına çok benzemektedir yani bugünlerin ifadesi ile donanımlıdır. Hatta Cem, devlet ricalinin de desteğini almıştır. Şu meşhur Karamanlı  Mehmet Paşa’nın. Bunun üzerine Bayezıd bir şeyler düşünür.
-   Heh işte zehirliyorlar Fatih’i..
-   Yok yok öyle değil. Bayezıd, dönemin meşhur şeyhlerinden Çelebi Halife’ye tazarruda bulunur yani yalvarır.
-   Ne için yalvarıyor?
-   Kendisinin Padişah olması için günümüzün ifadesiyle kulis yapmasını istiyor. Ama bu kulis biraz farklı.
-  Nasıl farklı?
-  Bu maneviyat âleminde bir kulis.
-  Nasıl yani?
-  Yani manevi âlemden destek almak istiyor.
-   Eeee
-  Şeyh önce olmaz diyor fakat ısrar artınca kabul ediyor. Maneviyat âleminde Karamanlı velilere soruyor. Onlar da pek Bayezıd’a meyl etmiyorlar.
- Dur bir dakka !
-  Yahu bu Bayezıd, veli diye anılmıyor mu ? Neden ona meyl etmiyorlar.
-  Sanırım biraz bu iş Karamanlı Mehmed Paşa’nın Cem’i desteklemesi ile alakalı. Neyse. Manevi âlemde bir mücadele oluyor fakat mücadelenin ilk safhasını kaybeden Çelebi Halife oluyor, hatta kızını da bu sebeple kaybediyor.
-  Kızını mı ? Ölüyor mu kızı ?
-  Evet
-  Eeee.. Bayezıd ısrara devam ediyor Şeyh’e. O da bu sefer Karaman Evliyaları’na veziri kasdederek,  onun vakıflara el koyduğunu söylüyor. Karaman evliyası bu sefer Bayezıd’ı destekliyor. Buna yalnız İbnü’l- Vefa itiraz etmiş ve o Vezir’i korumak için etrafına bir daire çizmiş.
-   Daire mi çizmiş? Çok tuhaf yahu. Eeee…
-   Bu durum büyük bir kıskançlık ortaya çıkarmış.
-   Evliyaların Beyazıd’ın yanına geçmesi mi ?
-   Evet, öyle bir kıskançlık ki adı Mehmed olan herkese sirayet etmiş. O dönem Amasya’da yaşayan birisi adı Mehmet olan 40 çocuğun da başına bir musibetin geldiğini rivayet ediyor.
-   Dur bir dakika. Mehmed vezirin adı ama aynı zamanda Padişah’ın da.
-   Mülayim Bey, anlamaya başladınız.
-   Padişah’ın başına gelenleri de buna bağlıyorlar di mi ?
-   Evet öyle. Bu musibetler arasında adı Mehmed olan Fatih de vefat ediyor. Bayezıd yola çıkarken Vezir Mehmed Paşa’nın da öldürüldüğü haberini alıyor.
-   Dur bir dakika. Daire n’oldu ? İbnü’l-Vefa bir daire çizmişti.
-  O daire bir muska imiş. Padişah’ın ölümü üzerine Vezir terlemiş, o muska da ıslanmış, dolayısıyla bir kısmı silinmiş, o da muskayı yeniden yazması için İbnü’l-Vefa’ya yollamış, muskasız kalınca da öldürülmüş.
-   Hamdi, bu hikayeyi hiç sevmedim. Bizim hikayeler çok daha gerçekçi. Yahudi hekim öldürdü, Bayezıd zehirledi felan. Bu hikaye ise bambaşka bir âlemden.
-   Öyle tabii de bu hikayeler hakikat olmasa da hakikat hakkında bazı bilgiler verebilir.
-   Nasıl yani?
-   İyi bir tarihçinin elinde bu hikayeler güçlü deliller haline gelebilir diyorum.
-   Hiç sanmam Hamdi!