17 Ağustos 2022 Çarşamba

Zehra Hanım Yıllar Sonra Kütüphanesi’nde


 


-Mülayim Bey, bugün annemi Kuyucu Murat Paşa Medresesi’ndeki İslam Tetkikleri Enstitüsü Kütüphanesi’ne götürdüm.

- Her daim bahsediyorsun, annenin kütüphanecisi olduğu meşhur kütüphane.

- Evet, o. Küçüklüğüm geçti, o kütüphanede.

- Annen çalışıyordu. Sen de annenle beraber kütüphaneye gidiyordun.

- Evet tam da öyleydi. Peki annen nasıl buldu yeni kütüphaneyi?

- Şaşkınım, zira annemin kütüphanenin eski yerinin daha güzel olduğunu söyleyeceğini düşünüyordum. Öyle olmadı, yeni yeri çok beğendi.

- Eski kütüphane nasıldı, hatırlıyorsun di mi?

- Hatırlamaz mıyım? O zaman çok büyük gelirdi bana, kütüphane. Girişte hemen sağda annemin masası vardı. Solda fiş dolabı. Kütüphanenin en uç köşesinde ise bir koltuk vardı. Annem, Zeki Velidi Togan’ın orada istirahat ettiğini söylerdi. Bir de hemen karşısında bir kasa vardı, kocaman, yeşil. Bunların dışında pek bir şey hatırlamıyorum.

- Bir kütüphanede küçüklük anılarının olması çok etkileyici. Hayatını etkilemiş olmalı.

- Bu konuda kafam çok karışık Mülayim Bey. Küçüklük anılarımın bir kütüphanede olması, bazı bakımlardan çok güzel. Kitabı tanımak, sevmek, daha birçok şey. Çok resmim var, kütüphanenin hemen önünde. Fakat bir çocuğun yeri orası mı? İşte orasını tam kestiremiyorum.

- Sen de beni şaşırttın, bu durumun hayatına yön verdiğini falan anlatacaksın diye düşünmüştüm.

- Yani arada sırada yine kütüphaneye gelseydim de keşke daha çok oyun oynasaydım arkadaşlarımla.

- Neyse, hasılı anneni bir hayli mutlu ettin, aferin sana.

- Eyvallah, Mülayim Bey.