- Burhan Bey ile ilgili âilemden de çok hikaye dinledim, Mülayim Bey. Burhan Bey, Nevzat Yalçıntaş uğrarlarmış İslam Araştırmaları'na. Annem onun espiritüel kişiliğinden bahsederdi.
- Başkanlık sisteminin mimarıdır denilebilir. Erken sayılabilecek bir dönemde hep bu sistemi savundu.
- Evet, evet. Televizyonda eğlene eğlene izlediğim ve takdir ettiğim nadir akademisyenlerdendi.
- Yani fiyakalı mesleği vardı. Yetmişlerde akademisyenliğin oldukça havalı olduğu bir dönemde akademiye girmiş. O zaman 'asistan' ifadesi bile ayrı bir havalı. Bir de akademinin meşhur sorusu 'ne çalışıyorsun'a verilecek cevabı muhteşem: "anayasa hukuku".
- Diyorsunuz ki kim onunla arkadaş olmak istemez.
- Denir ki bir tabib bir de avukat dost her daim iyidir.
-Aslında ben Burhan Kuzu ile ilgili başka bir hikaye anlatacağım. Sanırım 10 seneden daha fazla oldu. Fakültemizin sekreteri emekli olmuş, yeni sekreter olmak isteyen namzedler de belirmişti. Burhan Kuzu bu adaylardan birisi için telefonla tezkiyede bulundu, o zamanki dekana. Fakat dekan Burhan Bey'in tezkiye ettiğini atamadı, hâsılı komik bir iş oldu, yakınlardaki bir birimdeki bir memur Fakültemize sekreter olarak görevlendirildi. Çok kötü olmuştu cidden. Fakülte sekreteri Fakülte'de ne olduğundan bî-haberdi.
- Fakat şaştım açıkcası. Burhan Kuzu tezkiye etmiş. O memur sekreter olmalıydı sanki.
- Bu konuda Burhan Kuzu'nun ne dediği önemli. Bence Rahmetlinin yaptığı samimî bir tezkiye idi. Tezkiyesini yaptı ve sonra da ne oldu ne bitti diye pek ilgilenmedi.
- Bunu bir fazilet olarak saymak gerek sanki.
- Haklısınız. Allah rahmet eylesin.