29 Ekim 2020 Perşembe

Ediplerin eşleri

- Mülayim Bey, geçen gün mezatta görünce dayanamadım, hemen aldım. Sermet Sâmî Uysal'ın Eşlerine Göre Ediplerimiz başlığı ile 1950li yıllarda Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınladığı röportajlarının kitaplaşmış hâli. 

- Sermet ne demek acaba ? 

- Mülayim Bey, duyduğunuz ve anlamını bilmediğiniz isimlerin manalarını sorma alışkanlığınız bana da sirayet etti. Ne yapacağız?!

- Yahu neden bir illet gibi bakıyorsun bu alışkanlığa.

- Neyse, Sermed sonsuz, ebedi demek. Dönelim kitaba. 

- Bir dakika. "Eşlerine Göre Ediplerimiz" başlığı  bugünün deyimi ile sağlam reyting alır. 

- Başlık gerçekten dikkat çekici. Muhtevanın da aynı dikkati sizde uyandırması için edipleri tanımak bilmek lazım. Gençlerimiz ne kadar tanıyor onları pek bilemiyorum. 

- Eee, bahsetsene kitaptan. 

- Sermed Sâmî, edibe ulaşıyor, genellikle edib üzerinden eşi ile görüşmek üzere bir randevu talep ediyor. Edip ve eşinin beraber olduğu bir mecliste röportaj yapıyor. Sorular esasında çok klasik. Nasıl tanıştınız, eşiniz nasıl çalışır, sizinle istişare eder mi, eserlerinde siz var mısınız, batıl itikadı var mıdır felan filan. 

- Hangi edipleri okudun? 

- Reşat Nuri, Peyami Safa'ya baktım onlar pek dikkatimi çekmedi açıkcası. Refik Halit Karay'ı dikkatle okudum. 

- Memleket Hikayelerinin yazarı. 

- Evet. 

- Refik Halid - sanırım- ikinci eşi Nihal Hanım ile evlendiğinde, Nihal Hanım'ın yaşı bir hayli küçükmüş. Bu sebeple bazı sıkıntılar olmuş, hanımı öncelikle bunu vurguluyor. Hanımı onun siyasetten kopmasında da etkili olduğunu söylüyor. 

- Yahu bunlar klasik hikayeler. Bizim hanım da beni bu kadar değiştirdi. Sen başka neler var ondan bahset? 

- Vallahi klasik hikâyeler var bir hayli. Fakat yine Refik Halit'in bir itirafı dikkatimi çekti. Refik Halit'e Nilgün isimli romanının neden uzadığı soruluyor. Daha kısa bir roman olsaydı daha iyi bir roman olacağı da ekleniyor. 

- Güzel soru, ne diyor peki buna. 

- Refik Halit açıkça o zaman maddi sıkıntılarım vardı. Roman gazetede de tefrika ediliyordu. Okuyucu da tutmuştu. Bu yüzden de romanın kompozisyonunu düşünmek yerine gazetenin tirajını ve kendi bütçemizi düşünmek zorunda kaldık diyor. 

- Maddi kaygılar, değişmeyen kaygılar. Bitirecek gibi durmuyorsun kitabı. 

- Sıkıldım. Anneme vereceğim, o sonuna kadar okuyacaktır. 

- Hamdi, edipleri, yazarları asla âileleri üzerinden değerlendirmemek lazım. Bıraktıkları izlerden yani eserlerden değerlendirmeli. 

- Haklısınız. Fakat bu tür bilgilerin de ayrı bir cazibesi var. Neyse...