22 Temmuz 2021 Perşembe

“İstememek”

-Mülayim Bey, Medreselerin Islâhı isimli Hoca Muhyiddin’in yazdığı  bir risâle var. Bir kitap çalışmam sebebiyle tekrar okudum risâleyi. Risâle 1900’lerin başında yazılıyor. O dönem yaşanan teknolojik gelişmeler de tasvir ediliyor.

- Hamdi! tren, telgraf, elektrik onları anlatıyordur…

- Evet onları anlatıyor. Fakat anlatım tarzı etkileyici geldi bana. Muhtasaran ve meâlen aktarıyorum.

-Buyur..

-“Vaktiyle okyanuslarda rüzgarı bekleyen gemiler, bugün buhar sâyesinde bir aylık yolu bir günde alıyorlar. Bir senede haber alınamayan uzakdoğudaki Japonya ve Çin’den bir saniyede uzakbatıdaki Londra’ya telgraf sayesinde yalana ihtimali olmayan haberler ulaşır. İcad olunan elektrik sayesinde karanlığa bürünmüş olan geceler aydınlandı. Elektrik ocak hizmetlerine, yemek pişirmeye de yarıyor. Yine elektrik bir kahve parasına yüzlerce insan dolusu arabaları saatlerce gezdiriyor. On günde gidilemeyen hırsızlardan geçilemeyen dağları delerek döşeli odanda oturur gibi güneş yüzü görmeden gidiyorsun. Yine tabii fenlerdeki terakkinin izlerinden biri olarak insanlar balonlar sayesinde kuşlarla müsabaka ediyorlar. Piyano çalar gibi bir makinenin üzerinde parmak oynatmakla cerideler gibi evrak basıyorlar. Fotografya sayesinde bir cemiyette bir tiyatroda dolaşan lafları, oyunları, şarkıları, çalgıları evdeki odadan işitiliyor.”

- Hamdi, adam bizim bugünlerde beğenmediğimiz ne varsa nimet diye saymış. Tren, balon, daktilo... Buradan hareketle  sanırım tabii ilimler de medreseler de okutulmalı diyecek.

- Mülayim Bey, o değil de. Yüz yıl sonra ne olacak? Bugünün nimetleri o gün bizim şimdiki tavrımızla mı karşı karşıya kalacak.

- Hamdi, öyle görünüyor. Fakat bundan sonraki gelişmeler tad kaçırıcı da olabilir. Belki de insanlık artık gelişme istemez.

- ‘İnsan’ ve ‘istememek’….  bence bu imkansız Mülayim Bey.

- haklısın Hamdi.