- Tabi ki duydum, haberler sürekli geçiyor.
- Kraliçe Elizabeth sizin hayatınız boyunca hep vardı di mi?
- Evet, hep vardı. Fakat gençken tahttan feragat eden Edward, onun uğruna tahtı bıraktığı eşi felan da çok konuşulurdu. Yıllar geçti, onlar öldüler, hikayeler de değişti. Prens Charles ve Lady Diana hikayesi herkesin malumu. Şimdilerde de bir başka prensin hikayesi.
- Hikayeler bitmiyor. Hepsini de biliyoruz.
- Evet, esasında bizler için lüzumsuz bilgiler kabilinden. Fakat ziyadesiyle vakıfız hikayelere. Bu durum beni hiç mutlu etmiyor !
- Nasıl yani? Kral deyince aklıma Elizabeth'in amcası Edward'ın gelmesi bundan sonra da Charles'ın gelecek olması hiç hoşuma gitmiyor. Kraliçe deyince de Elizabeth'in. Az önce sen de bana kraliçe öldü dedin. Bu çok manidar. İngiliz kraliçesi Elizabeth demedin!!
O kadar çok bilgimiz var ki bunlar hakkında. İkinci Dünya Savaşı'nda ne yaptığından ne yediğine ne içtiğine kadar..
- Sanırım sizi anladım, bir reklam kampanyasına alet oluyoruz demek istiyorsunuz. Fakat bu bilgiler çok da lüzumsuz olmasa gerek, tanıma amaçlı bilgiler olarak kabul edilebilirler.
- Öyle deme Hamdi, biz kendi kadim tarihimizi ne kadar biliyoruz ?! Onu bırak, yakın tarihimizle ilgili ne kadar bilgimiz var?!
- Kabul etmek lazım özellikle yeni neslin bu konularda bilgisi zayıf.
- Hamdi! Tarihin ile ilgili ne kadar bilgi bilirsen hatta lüzumsuz diyebileceğin bilgi bilirsen köklerinle o kadar barışık olursun. İşte bu adamlar lüzumsuz işlerle kraliyetlerini ayakta tutmaya çalışıyorlar. Ve bunu da sonuna kadar başarıyorlar.