28 Ekim 2020 Çarşamba

Mühür

 - Mülayim Bey, sanırım sizler mühür taşınılan zamanlara yetişmemişsinizdir. 

- Hamdi, şöyle: Bizim zamanımızda hâlâ mühürler vardı. Fakat mühür bizden önceki neslin çokça kullandığı bir şeydi. Bende babamdan, dedemden kalan mühürler var. Arada sırada onları yeni aldığım eski kitaplara basıyorum. Yeni alınan a4'lere basınca tam olarak tarif edemeyeceğim bir şekilde tuhaf duruyor. 

- Mührün yaygınlaşma sebebi, mühür sahteciliğinin zorluğu imiş. Ahmet Muhtar Nasuhoğlu'nun Yâd- Mâzî ve Hayatımın Tarihi adlı eserinde bu konu ile ilgili bir bahis var. O diyor mühür sahteciliği imzadan zor diye. Bu sebepten de yaygınlaştı kullanımı, diye ekliyor. 

- Gerçekten bizden önceki nesil hep mühürle işlerini görürdü. Nasuhoğlu bir dâvâda nasıl mührün kopyalandığından bahsediyor.

- Nasıl yapmışlar? Kesinlikle bir benzerini yaptırmışlardır. 

- Öyle değil. Mühür taze olursa onu bir başka kağıda geçirmek mümkün imiş. Dil ile bastırılmış beyazı kağıdı mühürlü kağıdın üstüne basıyorlarmış. Mühür ters olarak o kağıda alınıyormuş. İkinci bir kağıdı ıslatıp bu kağıda basınca mühür oraya çıkıyormuş. 

- Anladım da. Dil ile ıslatılmasının bir anlamı var mı ? Ayrıca o mühür çıkarsa da silik çıkar. 

- Hani mürekkebi de dil ile ıslatarak siliyorlar ya belki de o sebepten söylenmiştir. Silik olabileceğini Nasuhoğlu da diyor o yüzden taze vurgusu var herhalde. 

- Herhalde. 

- Mülayim Bey, fakat, mühürdeki asalet de başka şeyde yok. 

- Haklısın.