3 Temmuz 2021 Cumartesi

Telefon mu balta mı?


Yirmili yaşlarımın başlarına kadar yaşadığım bahçeli evimiz bugün defaatle aklıma geldi, durdu. Oğlum Tuğrul'u Silivri'deki evimizin bahçesinde oynayışını ve de elinden hiç düşürmediği telefonu sanki bir daha hatırlamayacak gibi bırakışını gördükçe eski evimizi düşündüm durdum.

Babam, ne kadar büyük bir nimetin içerisindesiniz derdi, sürekli. Ben daha çok meyve ağaçlarını kastettiğini düşünüyordum, küçükken. Arada sırada da kızıyordum babama. Zira bitmiyordu evin dertleri. Haşerat, hatta, babamın av hastalığı sebebiyle bahçede sayıları bazen 2 hatta 3 olan köpeklerin üzerindeki ilaçla yok edilemeyen pireler. Bunların yerine bir apartman dairesi daha cazipti oysa ki. Güzel yanları da vardı elbet. Bahçede kuyu kazmak, kimseye çaktırmadan ateş yakmak gibi bir sürü oyun. Hatta av hastası bir babanız varsa size aldığı havalı tüfekle bahçeyi av yerine bile çevirebilirsiniz. Biraz kar da yağdı mı kar üstüne bıraktığınız bir kaç buğday tanesine toplanan sığırcıklardan birini vurabilirsiniz. Bahçedeki tadilattan kalan bir kum eleğinden yaptığınız kapanla beş hatta altı sığırcık bile yakalayabilirsiniz. 

Bunları bir apartman dairesindeki çocuk hayal bile edemezdi. 

Gitgellerle geçmişti küçüklüğümüz. Acaba evimiz nasıldı? Oynamak için iyi olabilirdi ama ya konforu?! Bahçede her yıl tekrarlanan işler de vardı, günlük rutinler de. Bahçe kazılacak, köpeklere yem verilecek, ceviz toplanacak, muşmula toplanacak, kuyudaki dalgıç motoru çalıştırılacak, sebzeler ağaçlar sulanacak, daha bir dolu iş. Bitmiyordu işler. 

Bizler, zaman zaman apartman hayatına hasretle baksak da sahiplenmiştik evimizi. Babam,  'size güzel bir teklifle geliyorum" diye kapımıza gelen müteahite, biz hayatımızdan memnunuz diye cevap verişimi bir hayli takdir etmişti. Ben de babamın bu takdirine çok sevinmiştim. 

Belki de salgının etkisiyle bugünlerde anlamaya başlıyorum ki o evin bize kazandırdıkları çok daha fazla imiş.

Bugün Silivri'deki bahçeli evimizde oynayan oğlum Tuğrul'un bir günde kazandığı gelişimi görünce o eski evimizin değerini takdir edebildim, sanki. Tuğrul'un eline balta alışı, onu tahtaya vuruşu beni hiç kaygılandırmadı. Elinde daima olan telefondan çok daha masum geldi bana o balta.