31 Ekim 2020 Cumartesi

Mesut Yılmaz

 - Mülayim Bey, Mesut Yılmaz, hakkındaki hayretimin küçüklük yıllarımdan beri değişmediği bir siyasi liderdir. 

- Hayret? 

- Müsbet bir hayretten bahsetmiyorum. Hee, yalnız bir husus var, eskiden olduğu gibi tütün tüketmeye devam etseydim, ağızlıkla sigara içişine bir methiye düzebilirdim. Allah'tan artık tütün içmiyorum, dolayısıyla methiye düzemem. 

- Nasıl bir hayret peki ? 

- Mâlum, bizim küçüklüğümüzde siyâsîler aynı zamanda birer karikatür şahsiyetti. Zamanın akışıyla bizler büyüdük ve onlar hakkındaki kanaatlerimiz de olgunlaştı. Hakkında söylenenlerin ne anlam taşıdığını anlamaya başladık. Mesela fötr şapkalı Çoban Sülü; Boğaziçili Tansu Çiller..

- Peki Mesut Yılmaz ? 

- Siz de hatırlarsınız, hızlı konuşamıyordu, sürekli "eee", "eee". Bu özelliği ile dalga geçiliyordu. Fakat Mesut Yılmaz'ın halktan gelmediği çok açıktı. 

- Öyle deme! Rize'den hep tulum çıkarırdı. Sanırım 2007'de bile seçildi. 

- Onun sebebi içimizdeki müzmin hastalık "memleketçilik". 

- Haklısın.

- Devam edeyim. Bir başarısı var mı diye düşünüyorum. Yani Süleyman Demirel'e barajlar kıralı  deniyordu; Özal zamanında enflasyon vardı ama özel sektör uçmuştu. Hasılı Mesut Yılmaz ne yaptı sorusunun cevabı yok bende. 

- Hamdi, Mesut Yılmaz'ın babasının Beyaz Saray'ın sahibi olduğunu biliyorsun dimi ? 

- Eskiden kitapçıların bulunduğu meşhur Beyaz Saray. 

- Babam ne zaman oradan geçsek Mesut Yılmaz'ın babasının zengin birisi olduğuna işaretle 'bu bina onların' derdi. 

- Yarasa demişti İmam Hatipliler için; sanırım Macaristan'da dayak bir de pijama olayı vardı.

- Yarasa ifadesi ve benzeri ifadeler olmasaydı bir çok kişi belki biraz daha olumlu konuşabilirdi hakkında. Haklı olarak akıllardan çıkmıyor bu ifade. 

- Senin hep dediğin bir şey var böyleleri hakkında, benim de sormaya başladığım bir soru bu ? 

-Neden yaşlılıklarında bir hâtıra yazıp nâdim olmadıkları di mi? 

- Evet. 

- Esasında var böyle nâdimler. Rıza Tevfik gibi.

- Var evet de genelde olmuyorlar.